Post – Avrupa

Stok Kodu:
9786255848956
Boyut:
çokebatlı
Sayfa Sayısı:
192
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026-01
Çeviren:
Burak Çakır
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
2. Hamur
%20 indirimli
300,00
240,00
Havale/EFT ile: 235,20
9786255848956
1211115
Post – Avrupa
Post – Avrupa
240
Son iki yüz yıldır felsefi bir kavram haline gelen ve bir üstünlük aracına dönüşen "Avrupa"nın bugün artık aynı anlamı taşıyamadığı aşikâr. Savaşlar, sömürgecilik deneyimleri, krizler, soykırımlar, göçmen politikaları, artan ulusçuluklar ve ortak bir dünyadan söz ettiren teknoloji… Yuk Hui klasik anlamıyla Avrupa'nın artık olamayacağını hatırlatarak bizi Avrupa sonrası bir durumu düşünmeye davet ediyor. Teknolojinin de artık "Avrupalı" sayılamayacağı tekno-ekonomik dönüşümle şekillenen bu gezegenleşmiş dünya karşısında yurtsuzluk ve yuvaya dönüş özlemini yazar yeniden ele alıyor. Tüm bu tekno-ekonomik manzarada düşüncenin bireyleşmesi için nasıl bir zemin inşa edilebileceğini tartışıyor.
Teknoloji felsefesinin önde gelen isimlerinden Yuk Hui, dünyanın mevcut homojenleşmiş gezegensel haline Heidegger, Jan Patocka, Derrida, Bernard Stiegler ve Gilbert Simondon gibi düşünürlerin penceresinden bakıyor. Fakat bununla da yetinmeyerek Kitaro Nishida ve Mou Zongsan gibi Asyalı felsefecilerle Doğu ve Batı arasındaki basmakalıp karşıtlıkları yıkıyor. Düşüncenin bireyleşmesi meselesiyle Avrupa sonrasında "Asya Nedir?" sorusuna bir cevap arıyor.
Emre Şan'ın Türkçe çeviri için kaleme aldığı önsözün de eşlik ettiği elinizdeki eser, sermaye, tüketimcilik, dijitalleşme ve tekno-bilimin bize sunduğu düzleştirilmiş gezegende, insanın kaçamayacağı varoluşsal yurtsuzluk meselesine dikkat kesilmemizi sağlıyor. Avrupa'nın tahakküm ettiği ve yerelliklerin yok sayıldığı bir dünyada homojenleşmenin faturasını görünür kılarak ve bundan sonrasını düşünerek, düşüncenin bireyleşmesini yeni ve spekülatif bir felsefi mecra olarak konumlandırıyor.
Son iki yüz yıldır felsefi bir kavram haline gelen ve bir üstünlük aracına dönüşen "Avrupa"nın bugün artık aynı anlamı taşıyamadığı aşikâr. Savaşlar, sömürgecilik deneyimleri, krizler, soykırımlar, göçmen politikaları, artan ulusçuluklar ve ortak bir dünyadan söz ettiren teknoloji… Yuk Hui klasik anlamıyla Avrupa'nın artık olamayacağını hatırlatarak bizi Avrupa sonrası bir durumu düşünmeye davet ediyor. Teknolojinin de artık "Avrupalı" sayılamayacağı tekno-ekonomik dönüşümle şekillenen bu gezegenleşmiş dünya karşısında yurtsuzluk ve yuvaya dönüş özlemini yazar yeniden ele alıyor. Tüm bu tekno-ekonomik manzarada düşüncenin bireyleşmesi için nasıl bir zemin inşa edilebileceğini tartışıyor.
Teknoloji felsefesinin önde gelen isimlerinden Yuk Hui, dünyanın mevcut homojenleşmiş gezegensel haline Heidegger, Jan Patocka, Derrida, Bernard Stiegler ve Gilbert Simondon gibi düşünürlerin penceresinden bakıyor. Fakat bununla da yetinmeyerek Kitaro Nishida ve Mou Zongsan gibi Asyalı felsefecilerle Doğu ve Batı arasındaki basmakalıp karşıtlıkları yıkıyor. Düşüncenin bireyleşmesi meselesiyle Avrupa sonrasında "Asya Nedir?" sorusuna bir cevap arıyor.
Emre Şan'ın Türkçe çeviri için kaleme aldığı önsözün de eşlik ettiği elinizdeki eser, sermaye, tüketimcilik, dijitalleşme ve tekno-bilimin bize sunduğu düzleştirilmiş gezegende, insanın kaçamayacağı varoluşsal yurtsuzluk meselesine dikkat kesilmemizi sağlıyor. Avrupa'nın tahakküm ettiği ve yerelliklerin yok sayıldığı bir dünyada homojenleşmenin faturasını görünür kılarak ve bundan sonrasını düşünerek, düşüncenin bireyleşmesini yeni ve spekülatif bir felsefi mecra olarak konumlandırıyor.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat